günlerdir dinlediğim şarkıyı başa sara sara devam ediyordum hayatıma. ¨we never change, do we? no no¨ yapacak pek bi işimde yoktu, odamı keşfederek, koltuk takımlarımın kumaşını nasıl sökebileceğimi öğrenerek, telefonumun sarj kablosunu elimde saat yönünde çevirerek geçirirken vaktimi, ¨ben mutsuz yaşamayı seven birisiyim¨demişti sohbetin ortasında. ağzından çıkan mutsuzluklu cümle ne kadarda samimiydi. aylardır aradığım sorunun cevabını vermişti farkında olmadan.
¨ben mutsuz olmayı hakediyorum¨nokta.
¨ben mutsuzluğu seviyorum¨nokta.
¨benim karakterimi saran bencilliğim sadece mutsuz olmayı hakediyor¨nokta.
anlamıştım herşeyi. aylardır süren değişim sürecim kabuk bağlamaya başlamıştı. değişimin sonuna geliyorum. değişen hayatımda, değişen karakterimde, değişen geleceğimde mutsuzluk vazgeçilmez olacaktı. ben istediğim için.
değiştiğimi farkettiğim an kendimden kaçmaya çalışmamın ne hadar beyhude bir çaba olduğunu yeni yeni farkediyorum. o zamanlar değişmekten korkmuştum ama.
”biz değişiriz aşk değişti sanırız.
yiterken de böyleyizdir, yitince de..”
özdemir asaf
şimdi herşey değişti. sen yoksun hayatımda,o yok, şu yok, sizler yoksunuz. başkalarını görüyorum sabahları, başkalarının seslerini duyuyorum, başkalarını zihnimde düşünüyorum, telefon rehberimde yeni yeni insanlar var, kalbimden içeri bi başka kadın girecek falan filan.
oğuz atay’ın tutunamayanlar’da dediği gibi:
- hayatında ilk defa başka bir insan olma özlemini duyuyorum.- sizin bildiğiniz,sandığınız gibi biri olmaktan sıyrılıp yeniden tanımanız gereken birisi olmayı arzuluyorum.
yani eski hayatıma üstü kalsın diyip terkediyorum.
ha bi de
¨benden, sizden biri yaratmayı nasıl başardınız?¨
yavuz çetin